Kitaplar/Books

Değişen Dünyada Sosyoloji: Temeller, Kavramlar, Kurumlar Değişen Dünyada Sosyoloji: Temeller, Kavramlar, KurumlarVeysel Bozkurt; Ekin Yayınevi 2012WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinderSosyoloji, insanın kendi içinden geçerek, topluma/toplumsala doğru yapmış olduğu entelektüel bir yolculuktur. O, bireysel yaşam kalitemizin, toplumsal yaşam kalitemizden bağımsız düşünülemeyeceğini iddia eder. Her şeye rağmen, “daha güzel bir dünya”nın olabileceğine inananların bilimidir. Bir giriş çalışması olan bu kitapta sosyoloji, içinde yaşadığımız değişim süreciyle ilişkili ve olabildiğince eğlenceli hale getirilmeye çalışılmıştır.       

Endüstriyel & Post-Endüstriyel Dönüşüm Endüstriyel & Post-Endüstriyel Dönüşüm: Bilgi, Ekonomi ve KültürVeysel Bozkurt; Ekin Yayınevi 2006WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinderZamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü;… umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı…” Dickens endüstri çağını anlatırken böyle diyor.. Tıpkı endüstri çağı gibi, post-endüstriyel/enformasyon çağı da “en çok değişen” ve “en çok değiştiren” bir çağ olmuştur. Bu kitap, insanlığın yaşama, çalışma ve düşünce biçimlerinde son derece köklü dönüşümleri beraberinde getiren endüstriyel ve post-endüstriyel toplumları incelemektedir.

Avrupa Birliği ve Türkiye Avrupa Birliği ve Türkiye: Siyasal Kurumlar, Çıkar Grupları, Kamuoyu, Ortaklık BelgeleriVeysel Bozkurt; Alfa Yayınevi 1997WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinderBu kitap, Avrupa’nın bütünleşmesini,  neo–fonksiyonelist teorinin ışığında, siyasal kurumların, çıkar gruplarının ve kamuoyunun tutumu açısından incelenmektedir.

 

 

Küreselleşmenin İnsani Yüzü Küreselleşmenin İnsani YüzüVeysel Bozkurt; Alfa Yayınları 2000WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinder İçinde yaşadığımız çağda “risk”, “belirsizlik”, “güvensizlik”, “eşitsizlik”, “kaygı” ve “toplumsal çözülme”, küreselleşme sürecinini toplumsal sonuçlarını açıklamada en çok başvurulan kavramlar haline gelmiştir. Son dönemde bloklar arasında yıkılan duvarların da etkisiyle ivme kazanan küreselleşme süreci, yukarıdaki kavramlarla ifade edilen toplumsal sorunları, tarihte görülmedik bir şekilde küresel düzeye taşımıştır. 

 

Püritanizmden Hedonizme Yeni Çalışma Etiği Püritanizmden Hedonizme Yeni Çalışma EtiğiVeysel Bozkurt; Alesta Yayınevi 2000WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinder Modern/endüstriyel uygarlığın gelişimine paralel olarak, püritan çalışma etiğinin de yükselişine tanık olunmaktadır. Puritan etik, arzularını bastırmayı, kendini kontrol etmeyi öğütler; çalışmayı yücelterek bir ibadet haline dönüştürür; olabildiğince çok üretip az tüketmeyi telkin eder; meslek kavramını tanrı buyruğu sayar; hedonist yaşam biçimi ve gösteriş tüketimine karşı çıkar; yaşama zevkini bırakıp, çileci (asketik) varoluşu tek kabul edilebilir yaşam biçimi olarak görür. Ancak günümüzün post-endüstriyel (post-modern ya da geç-modern) dönüşüm sürecinde, modern/endüstriyel toplumların simgesi haline gelen toplumun her alanında varlığım hissettiren rasyonelleştirme, bu dünya için arzularını denetim altına alma ve çok çalışma gibi püritan değerler, işlevselliklerini kaybetmeye başlamıştır. Ortaya “hayatın tadına bak” diyen, hedonist/narsisist özelliklere sahip yeni bir etik çıkmaktadır. Bir diğer ifade ile kapitalizmi yaratan modern bireyin “ideal rip “i olan püritan, yerini karşıtı olan, arzularını öne çıkartan hedonist (hazcı) tüketiciye bırakmaktadır. Modernleşme/endüstrileşme sürecinde geç kalmış bir ülke olan Türkiye, modern toplumun üretim kültürünü içselleştiremeden, post-modern çağın tüketim kültürünün adeta istilası ile karşı karşıya kalmıştır. Mevcut kültürel dönüşüm bağlamında tutumları sorgulanan ve şimdilerde üniversite öğrencisi olan gençler, piyasa ekonomisinin, çok kanallı televizyonun, başarının, köşeyi dönmenin, bireyselleşmenin ve tüketimin yüceltildiği (ya da yükselen değer haline geldiği), bir dönemde sosyalleşme sürecine başlayan ilk kuşaktır. Bu kuşağın değer ve tutumları, Türkiye’deki kültürel dönüşümü anlamak bakımından büyük önem taşımaktadır.

Sosyal ve Ekonomik Yönleriyle Elektronik Ticaret Sosyal ve Ekonomik Yönleriyle Elektronik TicaretVeysel Bozkurt; Alfa Yayınevi 1999WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinderEnformasyon teknolojilerinin gelişim sürecine paralel olarak, ekonomik faaliyetlerin doğası da köklü bir biçimde değişmektedir. Geçmişin genellikle yüz yüze, yazılı kayıt/form sistemine dayanan iş yapma şekli, giderek artan bir biçimde, elektronik/web tabanlı hale gelmektedir.

 

 

Enformasyon Toplumu ve Türkiye Enformasyon Toplumu ve TürkiyeVeysel Bozkurt; Sistem Yayınları 1996WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinder İnsanlık tarihinin son üç yüz yılına damgasını vuran endüstri uygarlığı, yerini aşama aşama yeni bir uygarlığa bırakmakta ve bazı yazarların ‘enformasyon toplumu’, bazılarının ‘bilgi toplumu’, bazılarının da ‘post-endüstriyel’ ya da ‘post-modern toplum’ dedikleri bir dönüşümü yaşamaktayız.

Türkiye, yaşanmakta olan bu dönüşümü kavrayıp gerektiği şekilde hazırlanmaz, popülist tarzda ‘bilgi çağı’ edebiyatıyla yetinirse, 18. yüzyıl ortalarında yaşanan ‘endüstri devrimi’ni anlayıp gereklerini yerine getirmeyen ve cephede kaybedilen savaşların ordunun ıslahıyla çözebileceğine inanan, bugünkü kaybedenler safındaki ülkelerden gelecekte de bir farkı kalmayacaktır.

Üniversite Sanayi İşbirliği ve Araştırma Geliştirme Üniversite Sanayi İşbirliği ve Araştırma Geliştirme TAM METİN İNDİRVeysel Bozkurt; Serpil Aytaç, Tügiad Yayınları 1996WorldCatLibraryThingGoogle BooksBookFinder GİRİŞ’den Bazı yazarların adına “bilgi toplumu” dedikleri, köklü dönüşümlerin olduğu bir çağı yaşıyoruz. Her dönem büyük bir güç olan “bilgi” günümüzde artık rekabetin, ayakta kalmanın, varlığını sürdürebilmenin olmazsa olmaz koşulu olmuş ve sanayi toplumunda stratejik kaynak olan sermayenin yerine bilgiön plana çıkmıştır. Geçmişten farklı olarak bilgi, üretim sürecinde diğer üretim faktörlerinin çok üzerinde, özel bir anlam kazanmıştır. Artık bir malın üretimine ilişkin bilgiyi geliştirme düzey ve ortamına sahip değilseniz, bunun için gerekli yatırımları yapmıyor ve yeterli nitelikli personeli çalıştırmıyorsanız: bir diğer ifade ile araştırma-geliştirme (AR-GE) ye gereken önemi vermiyorsanız, rekabet şansını kaybetme riski ile karşı karşıyasınız demektedir.Bu durum bizim gibi teknolojiyi üretmek yerine, daha çok transfer etmek yolunu tercih eden ülkeler için söz konusudur. Türkiye bugün teknoloji transferi ile geleceği yerin sınırına dayanmıştır.2000′li yılların eşiğinde, sanayimiz giderek şiddetlenen rekabet ortamında ayakta kalmak istiyorsa, teknolojiyi transfer etmenin ötesine geçip üretebilir hale gelmek zorundadır.Teknolojiyi üretebilmenin yolu büyük ölçüde AR-GE’den, onun yolu da üniversite sanayi işbirliğinden geçmektedir.Bu araştırma, günümüzde işletmelerin varlığını sürdürebilmeleri açısından son derece büyük bir önem arzeden AR-GE ve üniversite-sanayi işbirliğini konu almaktadır.Çalışmamn I. Bölümünde, genel kavramsal çerçeve ve Türkiye’deki mevcut durum dış dünya ile karşılaştırılmalı bir biçimde ortaya konulmaya çalışılmıştır.II. Bölümde, Bursa Organize Sanayi Bölgeleri ile Demirtaş Sanayi Bölgelerinde, AR-GE ve üniversite-sanayi işbirliğinde mevcut durum ile sanayicilerin bu konudaki görüş ve beklentilerine ilişkin yapılan bir alan araştırmasının sonuçlan ortaya konulmaya çalışılmıştır.III. Bölümde ise Uludağ Üniversitesi öğretim üyeleri üzerinde yapılan bir ikinci anket çalışmasının sonuçlan verilmektedir. Bu bölümde sanayi ile işbirliğine uygun alanlarda çalışan öğretim üyelerinin, üniversite-sanayi işbirliğine ilişkin görüşleri ile bu süreçte yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri kısaca ortaya konulmaya çalışılmıştır.Sonuçta da genel bir değerlendirmeye gidilmiştir.

Bir Cevap Yazın